Ahmet Hamdi Kepekçi

Biyolojik saldırı: BONZAİ

Home » Boğaz Hastalıkları » Biyolojik saldırı: BONZAİ
biyolojik-saldiri-bonzai

Bir toplumun geleceği gençleridir. Gençlik üzerindeki menfi veya müspet hesaplar, toplumun geleceğini de belirler. Her devlet kendi insanını yetiştirirken, kendi milli değerlerini ve aidiyet duygularını verir, vatandaşlık şuuru aşılar. Bir adım ötesinde ise, vatan sevgisi ve millete hizmet etmenin kendi özünden daha değerli olduğu inancını vermek ister.

Eğitim sistemi ile basın yayını ile yaşam tarzı ile bunu başaran devletler uzun ömürlü olurlar. Ancak bu duyguyu vatandaşlarına özellikle gençlerine veremeyen devletlerin ömürleri sınırlı olur.

Günümüz dünyasında iletişimin süratle mesafe kat etmesi, ulaşımın süratlenmesi dünyanın küçük bir köy haline getirmiştir.

Bunu bir örnekle anlatalım. Yaşadığımız ortamda çok sayıda mikrop bulunmaktadır. Bu mikroplardan bazılarının tedavisi mümkün bazılarının ise tedavisi mümkün değildir. Bu mikroplar elbette temizlenmeye çalışılacak, ancak bu her zaman mümkün olamamaktadır. O halde, bünyeler bu mikrop hakkında bilgilendirilecek ve temasın önüne geçilecektir.

Kapitalizmin dünya çapında uzun yıllardan beri uygulanışı devlet politikaları ve insan davranışları üzerinde de yıkıcı tahribatlar oluşturmuştur. Kapitalizmde geçer akçe güç elde etmek ve gücü kullanmak olduğu için güç elde etmek adına her şey mubah görülmüştür. Güç elde etmek adına yeri geldiğinde insanların en kutsal değerleri ve hatta can emniyetleri bile yok sayılmıştır.

İşte madde bağımlılığını bu açıdan ele almak gerekir. Bu işi yapanlar ya ne olursa olsun güç elde edeyim diye yapmakta ya da bir milleti yok etmek adına biyolojik silah mantığı ile ele almaktadır.

Bugüne kadar bağımlılık yapan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanım oranları ülkeden ülkeye değişiklik gösterirdi. Alım gücü, maddeye ulaşabilme ve kullanıcının inanç ve yaşam tarzı belirleyici olmuştur. Genellikle bu ürünler alım gücünün üzerinde olur, madde ticareti konusunda caydırıcı kanun maddeleri devreye girer ve yaşam tarzı ve dini inanç bir sosyal baskısı oluştururdu.

Fakat son dönemde bir salgın virüs gibi kamuoyunun gündemine düşen “bonzai” maddesine kadar.

Bonzai, içerik olarak daha ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Açıklamalara göre fare zehiri, tarım ilaçları ve bazı kurutulmuş bitkiler ile elde ediliyor. Hem dünyada hem ülkemizde süratle yayılıyor.

Ücreti oldukça düşük ve kolay elde ediliyor. Uzun yıllar kanundaki boşluklardan dolayı daha hızlı yayıldı. Günümüzde de henüz tam kapsamlı bir mücadele yol haritası yok. Birkaç kullanımdan sonra kullanıcıda bağımlılık gelişiyor.

Kullanıcıda kısa süre içerisinde geri dönüşü mümkün olmayan metabolik hasarlar oluşturuyor. Birkaç kullanımda kullanıcı yaşayan bir ölü haline geliyor. Psikozdan, şizofreniye kadar değişik seviyelerde düşünce bozuklukları meydana geliyor.

Tedavi konusunda bir şey yapılamıyor. Ancak ortaya çıkan psikiyatrik tabloya göre tedavi denemesi yapılıyor. Bağımlı olan kişi çok zaman tedaviden sonra yeniden kullandığı maddeye dönüyor.Konu önemlidir, sonuçları itibarıyla kişi sağlığını ilgilendirdiği gibi ulusal güvenliğimizi de ilgilendirmektedir.

Kişi olarak, aile olarak, sivil toplum örgütleri (STÖ) olarak ve devlet olarak yapılması gerekenler vardır. Kişi kendi sağlığını kaybetmemek için bir kereden ne olur deyip bağımlılık yapan zararlı maddelerdenuzak durmalıdır.

Aile çocuğunu yakınında tutmalı, arkadaş çevresine dikkat etmelidir.

Eğitim kurumları öğrencilerini çok yakından takip etmelidir.

STÖ’ler toplumu bilinçlendirici çalışmalar yapmalıdır.

Devlet, kanun yapma gücünü kullanarak gereken tedbirleri almalıdır.

Toplum olarak dün zararlılara karşı dirençli olan sosyal yapımızın bugün niçin dünyayla eş zamanlı olarak saldırılara açık hale geldiğimiz iyice analiz edilmelidir.

Büyüklere saygı, küçüklere sevgi ile bezenmiş birlikte sosyal yaşam koşulları ihmal edilmemelidir.

Esas olanın güce sahip olmak değil, Allah rızasına sahip olmak olduğunu, esas olanın dünyalık değil ahretlik olduğunu, dünyanın ahiretin tarlası olduğunu unutmamalıdır.

Allah inancı, peygamber sevgisi ve hak dostlarına yakınlığın ne büyük nimet olduğu yeniden hatırlanmalıdır.


Paylaş :