Ahmet Hamdi Kepekçi

Bir de öğretmenlik penceresinden bakalım

Home » Köşe Yazıları » Bir de öğretmenlik penceresinden bakalım
bir-de-ogretmenlik-penceresinden-bakalim

Öğretmenlerin kendileri hakkındaki hamasi konuşmalara ne kadar ihtiyaçları var? Öğretmenler edebiyat değil sorunlarına çözüm bekliyorlar. Bir siyasi partinin de yapması gereken çözüm ve proje üretmek değil midir? Yaptıkları, öğretmenlerin maaşları ve atamaları etrafında dönüp durmak.

Bulunduğumuz ortamda ana muhalefet partisi genel başkanının konuşmasını dinleyen hemşireler o kadar rahatsız oldular ki… Peki, bizim halimiz ne olacak, biz daha çok çalışıyoruz. Gece demiyoruz, gündüz demiyoruz; yaz demiyoruz, kış demiyoruz; işimiz can, sağlık elçiliği yapıyoruz dediler. Öğretmenler kadar bile maaş alamıyoruz diyorlar. Başladılar diğer meslek grupları kendilerini öğretmenlerle mukayese etmeye. Bıyık altından gülerek konuşmaları dinledim. Söz bana gelince, ne öğretmenlerin ne de sağlıkçıların aldıkları paranın yeterli olmadığını ifade ettim.

Maalesef insanımız vizyonunu kaybetmiş. Oysa mahkûm edildiği küçük dünyasından başını bir kaldırabilse uçsuz bucaksız bir evren içinde olduklarını anlayacaklardır. Uygulanan serbest piyasa ekonomisine göre ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlı olarak kabul edilir. Hatta liberal ekonominin ilk öğretisi bu kabulle başlar.

Bu ne anlama gelir hiç düşündünüz mü? Hayat felsefesi kavga üzerine kurulmuş vaziyettedir. Bu da dünyanın içine düştüğü kavgaları körüklemektedir. Bugünkü kavgaların kaynağı, kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsız tezinden kaynaklanmaktadır. Öğretmenlerin de diğer meslek erbabının da insanca geçimi için gereken ücreti verecek tek çözüm Prof. Dr. Haydar Baş beydedir. Milli Ekonomi Modelindedir. Ancak bu yolla kaynaklarımız milletin menfaati için devreye girerler.

Öğretmen ve öğrenci birbirini tamamlar. Anahtar ve kilit gibidir. Su ve balık gibidir. İkisi bir araya gelince anlam ifade ederler. İkisini buluşturacak projeler üretilirse, sonuç alınabilir. Öğretmen ve öğrenci uygun zeminde ve yeterli koşullarda bir araya geldiği zaman ilim ortaya çıkar. Kalkınmanın olmazsa olmazı, bilimsel gelişmelerdir. Son yapılan Kulak Burun Boğaz dünya kongresinde gördüğüm çok dikkatimi çekmişti. Batı dünyası teknolojisi ile parayı götürüyor. Doğu dünyası ise moleküler sahadaki araştırmaları ile bilime yön veriyor. İlaç teknolojisindeki buluşları ile liderliğe doğru emin adımlarla yürüyor. Şu soru çok önemli, peki bizim bilim dünyasındaki yerimiz neresidir? Bu sorunun cevabı öğrencilerimize ve öğretmenlerimize ne kaftan biçtiğimizi göstermektedir.

Bakın örnek bir öğretmen olan Haydar hocanın bize kazandıklarından bir tekine değinmek isterim. Siyasi anlayışı ile kısır tartışmaların yerine çözüm siyaseti getirmiştir. Kavga ve ötekileştirmek yerine birlik ve bütünleştirmeye dönük siyaset anlayışını proje haline getirmiştir. Bugün dünya kavga kültürü ile idare ediliyor. Devletlerarası adalet anlayışı da ortadan kalkmış vaziyette. Kaşıkçı cinayetinde bile bunu görüyoruz. CIA azmettiren şu kişi diyor, Trump (ABD) artık Suudi Arabistan’dan petrolü ucuz alıyoruz, ilişkilerimiz devam edecek diyor. Siyaset gücü ve sermayeyi, hak ve hukukun yerine ikame ediyor. Yapılan şu, kim güçlü ise onun borazanı çalıyor. Güç, el değiştirince hak de el değiştiriyor. Neticede herkes mağdur olmuş oluyor. Oysa hak, hiçbir güç ile takas edilemeyecek kadar üstündür. İşte Haydar hoca “ihtiyaçlar sınırlı, kaynaklar sınırsızdır diyerek” kavgaların temelini teşkil eden kaynak savaşlarını ortadan kaldırıyor.

Bu kazanımın ne anlama geldiğini takdir ettiğimiz gün, kurtulduğumuz gündür.


Paylaş :