1 | Viyana’dan Yükselen Yeni Ekonomi Arayışı

1 | Viyana’dan Yükselen Yeni Ekonomi Arayışı

Dünya yeni bir ekonomik arayışın eşiğinde. Bu arayış artık yalnızca akademik çevrelerin değil, insanlığın ortak meselesi haline gelmiştir. Enerji krizleri, derinleşen gelir adaletsizliği, küresel borç sarmalı, işsizlik ve sosyal devletin zayıflaması… Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın aynı soruyla karşılaşırsınız: Mevcut ekonomik sistem insanı mutlu edebiliyor mu? Refah üretebiliyor mu? Geleceğe güven verebiliyor mu? İşte tam da bu soruların yoğunlaştığı bir dönemde, 7–8 Şubat 2026 tarihlerinde Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, dikkat çekici bir buluşmaya sahne oldu. Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Organizasyonu öncülüğünde düzenlenen bu kongre, yalnızca bir akademik toplantı değil; küresel ekonomik arayışın somut bir yansıması niteliğindeydi.

Viyana’nın seçilmiş olması tesadüf değildir. Avrupa’nın tarih boyunca ilim, siyaset ve kültür merkezlerinden biri olan bu şehir, bugün de yeni fikirlerin ve arayışların buluşma noktasıdır. Avrupa’nın kalbinde gerçekleştirilen bu kongre, aslında Batı dünyasının da mevcut ekonomik düzeni sorguladığını göstermektedir. Kongreye 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve araştırmacı katıldı.
Avusturya’dan Pakistan’a, Türkiye’den Azerbaycan’a, Endonezya’dan ABD’ye kadar geniş bir coğrafyadan gelen bilim insanları; Prof. Dr. Haydar Baş’a ait olan Milli Ekonomi Modeli’ni farklı disiplinler üzerinden ele aldılar. Tarım politikalarından gelir dağılımına, yapay zekâdan sosyal devlete, ulusal para kullanımından ekonomik bağımsızlık arayışına kadar pek çok başlık, model çerçevesinde değerlendirildi.

Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Dünya artık yeni bir ekonomik paradigma arıyor. Kapitalist sistemin son yıllarda karşı karşıya kaldığı krizler, yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, gelişmiş ekonomileri de derinden etkilemiştir. Enflasyon dalgaları, borç krizleri ve üretim-tüketim dengesinin bozulması; mevcut sistemin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Bu nedenle akademik çevreler, alternatif ekonomik modelleri daha ciddi biçimde tartışmaya başlamıştır. Viyana’daki kongrede dikkat çeken en önemli hususlardan biri işte bu idi. Milli Ekonomi Modeli artık sadece teorik bir tez olarak değil, farklı ülkelerde ve farklı alanlarda incelenen bir çözüm çerçevesi olarak ele alınmaktadır. Akademisyenler, modelin sosyal devlet uygulamalarından istihdam politikalarına, ekonomik bağımsızlıktan gelir dağılımına kadar geniş bir alanda sunduğu perspektifleri tartışmışlardır.

Bu durum, küresel ölçekte yeni bir ekonomik düşünce ikliminin oluştuğunu göstermektedir.
Artık mesele yalnızca büyüme rakamları değildir. İnsanların huzuru, refahı ve geleceğe güvenle bakabilmesi, ekonomik sistemlerin temel ölçütü haline gelmektedir. Viyana’da gerçekleştirilen bu kongre, işte bu nedenle sıradan bir akademik etkinlik değildir. Bu kongre, dünyanın yeni bir yol aradığının açık göstergesidir. Önümüzdeki yıllarda bu arayışın daha da derinleşeceği açıktır.
Çünkü insanlık, yalnızca üretimi ve tüketimi değil; adaleti, huzuru ve sürdürülebilir refahı merkeze alan bir ekonomik anlayışa ihtiyaç duymaktadır.

Viyana’dan yükselen ses, işte bu arayışın sesidir. Ve görünen o ki, Milli Ekonomi Modeli bütün bu arayışlara çözüm olarak önümüzdeki dönemde daha güçlü duyulacaktır.