10 | Türkiye İçin Çıkış Yolu: Şimdi Milletin Karar Zamanı
Viyana’da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi sona erdi.
Farklı ülkelerden gelen akademisyenler, yaptıkları bilimsel çalışmalar ve ampirik analizler sonucunda insan merkezli, üretim odaklı ve sosyal devlet temelli bir ekonomik yaklaşımın zorunluluğunu açık biçimde ortaya koydular. Şimdi aynı sahiplenme sürecine Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Bilim insanlarının ulaştığı sonuç, halkın da görmesi gereken bir gerçeği göstermektedir:
Mevcut ekonomik yaklaşım Türkiye’nin sorunlarını çözmemektedir.
Bugün Türkiye’de ekonomi yönetimi uzun süredir enflasyonu düşürme merkezli bir politika izlemektedir. Ancak uygulanan yöntemler, enflasyonun gerçek nedenini doğru teşhis edemediği için beklenen sonucu verememiştir. Türkiye’deki enflasyon talep fazlalığından değil; üretim maliyetlerinin yükselmesinden, enerji ve girdi fiyatlarındaki artıştan ve döviz bağımlılığından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen talebi kısmaya yönelik para daraltma ve yüksek faiz politikaları uygulanmış, piyasadan para çekilerek tüketim ve üretim aynı anda baskılanmıştır. Bu yaklaşım maliyet kaynaklı enflasyonu düşürmek yerine üretimi zayıflatmış, alım gücünü geriletmiş ve ekonomik durgunluk riskini artırmıştır.
Son beş yılda yaşanan fiyat artışları toplamda yüzde 400’ü aşmıştır. Büyük şehirlerde kira fiyatları birkaç yıl içinde 4–5 kat yükselmiş, gıda fiyatları yüzde 300–400 seviyelerine çıkmıştır. Buna karşılık sabit gelirli kesimlerin alım gücü aynı oranda artmamıştır. Emeklilerin önemli bir bölümü açlık sınırına yakın gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Asgari ücretle çalışan milyonlarca kişi, tam zamanlı çalışmasına rağmen kira ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Ekonomik büyüme rakamları açıklansa da vatandaşın hissettiği gerçek hayat pahalılığı giderek artmaktadır.
Gençler açısından tablo daha da kaygı vericidir. Geniş tanımlı genç işsizlik oranı yüzde 25’in üzerindedir. Eğitimli gençlerin önemli bir bölümü gelecek planlarını Türkiye dışında kurmaktadır. 2024 yılında yurt dışına giden hekim sayısının yaklaşık 3 bin olması, yalnızca bir meslek grubunun değil; yetişmiş insan gücünün ülke dışına yöneldiğini göstermektedir. Bugün yalnızca beyaz yakalılar değil; ustalar, teknisyenler ve mavi yakalı çalışanlar da yurt dışında çalışma fırsatı aramaktadır. Gençlerin önemli bir kısmı, kendi ülkesinde gelecek göremediği için başka ülkelerde yaşam kurmanın yollarını aramaktadır.
Tarım ve hayvancılık alanında yaşanan gerileme de dikkat çekicidir. Son 20 yılda tarım istihdamı yaklaşık yüzde 35 oranında azalmıştır. Artan maliyetler ve yanlış ekonomik yaklaşımlar nedeniyle birçok üretici üretimden çekilmiş, Türkiye pek çok üründe ithalata bağımlı hale gelmiştir. Hayvancılıkta yem maliyetleri üretimi zorlaştırmış; kırsaldan kente göç hızlanmıştır. Sanayi ve üretim alanında da benzer bir tablo görülmektedir. Artan maliyetler ve finansman zorlukları, üretim yapan işletmelerin rekabet gücünü zayıflatmıştır.
Tüm bu gelişmelerin ortak sonucu açıktır: Türkiye’de geniş toplum kesimleri ekonomik güven duygusunu kaybetmektedir. Oysa Türkiye kaynak fakiri bir ülke değildir. Genç nüfusu, üretim potansiyeli, tarım arazileri, madenleri ve stratejik imkânlarıyla güçlü bir ekonomik altyapıya sahiptir. Buna rağmen “varlık içinde yokluk” hissinin yaygınlaşması, uygulanan ekonomik yaklaşımın doğru sonuç üretmediğini göstermektedir. Türkiye’nin dış borcunun 500 milyar dolar seviyesine yaklaşması ve üretim yerine borçlanmaya dayalı büyüme anlayışının sürmesi, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Sorun yalnızca enflasyon değildir. Sorun, üretim–gelir–tüketim dengesinin bozulmasıdır. Sorun, insanı merkeze almayan ekonomik yaklaşımdır. Bugün Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların tamamı, yanlış teşhisin yanlış tedaviyi doğurmasının sonucudur.
İşte bu noktada Milli Ekonomi Modeli, Türkiye için somut bir çıkış yolu sunmaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli; üretim odaklı büyüme, adil gelir dağılımı ve güçlü sosyal devlet ilkeleri üzerine kuruludur. Model, ekonomik krizlerin temel nedenini üretim yetersizliğinde değil; talep eksikliğinde ve gelir adaletsizliğinde görmektedir. Bu nedenle çözümü, insanın alım gücünü artırmakta ve iç talebi canlandırmakta aramaktadır. Bugün “iş–aş” vurgusunun ne anlama geldiği toplum tarafından çok daha iyi anlaşılmaktadır. İnsanların temel beklentisi, güvenceli bir iş ve insanca yaşayabilecekleri bir gelirdir. Gelir güvencesi olmayan bir toplumda ne üretim canlı kalabilir ne de ekonomik büyüme sürdürülebilir. Milli Ekonomi Modeli’nin önerdiği sosyal devlet uygulamaları – vatandaşlık maaşı, güçlü emekli geliri, üretim destekleri ve iç talep odaklı büyüme – yalnızca sosyal politika değil; aynı zamanda ekonomik canlanmanın da temelidir. Gelir güvencesine sahip birey tüketir, tüketim üretimi artırır, üretim ise istihdam ve refahı büyütür.
Paranın üretim karşılığı basılması, senyorajın millete ait olması ve milli paralarla ticaret yaklaşımı ise modelin finansal altyapısını oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, borçlanmaya dayalı büyüme yerine iç kaynaklara dayalı kalkınmayı mümkün kılmaktadır. Milli Ekonomi Modeli yalnızca akademik bir teori değil; Bağımsız Türkiye Partisi tarafından siyasi programa alınarak uygulanabilir bir devlet politikası olarak ortaya konmuştur. Bu model yıllar önce ortaya konmuş, bugün yaşanan krizler o tespitlerin ne kadar isabetli olduğunu açık biçimde göstermiştir. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ni tam özümsemiş olması, Türkiye ve dünya siyasetine hâkimiyeti ve bu modeli uygulama konusundaki kararlılığı; modelin yalnızca akademik bir model değil, uygulanabilir bir devlet politikası olduğunu açık biçimde göstermektedir.
Türkiye’nin sorunlarının çözümü vardır. Bu çözüm, üretimi ve insanı merkeze alan bir ekonomik anlayıştan geçmektedir. Bilim insanları yaptıkları çalışmalarla bu gerçeğe ulaştı. Şimdi aynı gerçeği milletin görme zamanıdır. Çünkü bu ülkenin kaynakları da vardır, potansiyeli de vardır, çözümü de vardır. Ve o çözüm, insanı merkeze alan Milli Ekonomi Modeli’dir. İnsan merkezli üretim ekonomisi kurulduğunda; Türkiye yalnızca krizlerden çıkan bir ülke değil,
yeni ekonomik modelin öncüsü olan bir ülke olacaktır.
İşlemlerimiz
drahmethkepekci
drahmethkepekci
drahmethkepekci
0549 620 00 34
drahmethkepekci