6 | Üniversiteler ve Büyük Sorumluluk
Ekonomik krizler yalnızca piyasaları değil, düşünce dünyasını da sarsar.
Bugün dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler, üniversitelerin ve akademinin rolünü yeniden gündeme getirmiştir. Çünkü her büyük dönüşüm önce fikir dünyasında başlar. Yeni modeller, yeni yaklaşımlar ve yeni çözümler; önce akademik tartışmalarla şekillenir, ardından politika ve uygulama alanına taşınır. Bu nedenle üniversiteler yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil; aynı zamanda geleceği inşa eden düşünce merkezleridir.
Nitekim Milli Ekonomi Modeli’nin uluslararası akademik alanda gördüğü ilgi, bu gerçeğin somut bir göstergesidir. Model üzerine hazırlanan akademik çalışmaların Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi yayınları arasında yer alması ve çeşitli üniversitelerde araştırma konusu haline gelmesi, bu yaklaşımın artık yalnızca bir fikir değil, akademik bir literatür başlığına dönüştüğünü göstermektedir. Ekonomik modellerin kalıcı hale gelmesi için akademik zemin bulması gerektiği düşünüldüğünde, bu gelişmelerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi de bu akademik sahiplenmenin en somut örneklerinden biri olmuştur. Avrupa’nın köklü teknik üniversitelerinden birinde düzenlenen bu kongre, yalnızca bir toplantı değil; dünya akademisinin yeni ekonomik arayışlara verdiği cevabın açık bir göstergesi niteliğindeydi. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’dan gelen üniversiteler; ekonomik bağımsızlık, gelir dağılımı, sosyal devlet ve üretim politikaları gibi başlıkları insan merkezli ekonomik yaklaşımlar çerçevesinde ele aldılar. Bu çeşitlilik, alternatif ekonomik modellerin artık yalnızca teorik bir tartışma değil, akademik araştırma ve politika geliştirme konusu haline geldiğini ortaya koymaktadır.
Kongrede dikkat çeken bir diğer husus ise uluslararası akademik ilginin süreklilik kazanma eğilimiydi. Prof. Dr. Juraev Abror Turobovich (Bukhara State University – Özbekistan) yaptığı değerlendirmede bir sonraki uluslararası kongrenin Özbekistan’da ve kendi üniversitelerinin ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi yönünde davette bulunmuştur. Bu davet, modelin yalnızca tartışılan değil; sahiplenilen ve akademik olarak yaygınlaştırılmak istenen bir yaklaşım haline geldiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Malezya’dan Universiti Teknologi MARA (UiTM) öğretim üyesi Dr. Mohd Adib bin Abd Muin ve Pakistan’dan Iqra University öğretim üyesi Dr. Syed Muhammad Salman üniversitelerine ve düşünce kuruluşlarına dönerek Milli Ekonomi Modeli’ni akademik çevrelerde anlatmanın artık bir sorumluluk olduğunu ifade etmiş; bu modelin insanlık için yeni bir umut olduğunu vurgulamıştır. Benzer şekilde farklı ülkelerden katılan akademisyenler de kendi üniversitelerinde ve araştırma merkezlerinde bu model üzerine çalışmalar yürütme kararlılıklarını dile getirmişlerdir. Bu açıklamalar, uluslararası akademik çevrelerde ortak bir bilinç oluştuğunu göstermektedir: Yeni ekonomik arayışın merkezi üniversiteler olacaktır.
Bugün dünya üniversiteleri yalnızca mevcut sistemi analiz etmekle yetinmemekte; aynı zamanda yeni ekonomik perspektifler üretmeye çalışmaktadır. Üniversitelerin görevi yalnızca mevcut paradigmayı öğretmek değil, gerektiğinde onu sorgulamak ve geliştirmektir. Çünkü bilim, ancak eleştirel ve üretken olduğu sürece ilerler. Ekonomik düşünce tarihinde de benzer süreçler yaşanmıştır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan sosyal sorunlar yeni ekonomik teorilerin doğmasına zemin hazırlamış; 20. yüzyıldaki büyük krizler ise sosyal devlet anlayışının güçlenmesine yol açmıştır. Bugün yaşanan küresel ekonomik dalgalanmalar da benzer biçimde yeni fikirlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle üniversitelerin rolü her zamankinden daha önemlidir. Akademik dünyada yürütülen tartışmalar yalnızca teorik bir çerçeve oluşturmaz; aynı zamanda politika yapıcılar için de yön belirleyici olur. Viyana’daki kongre, işte bu akademik sorumluluğun uluslararası ölçekte hissedildiğini göstermiştir. Farklı ülkelerden bilim insanlarının aynı çatı altında buluşması, ortak bir arayışın varlığını ortaya koymaktadır. Bu arayış, insan merkezli ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen arayışıdır.
Ancak bu noktada Türkiye açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir husus da vardır. Dünyanın farklı üniversiteleri yeni ekonomik modeller üzerine yoğunlaşırken, Türk akademisinin bu tartışmaların neresinde durduğu sorusu ciddi biçimde sorulmalıdır. Oysa tarih göstermiştir ki; büyük dönüşümlerin kapısı bilimden açılır. Bilim üretmeyen ve küresel tartışmaların dışında kalan bir akademik yapı, ülkesine yön veremez. Ancak bu rolün üstlenilebilmesi için üniversitelerin daha cesur, daha üretken ve daha vizyoner bir yaklaşım ortaya koyması gerekmektedir. Akademi yalnızca mevcut bilgiyi aktaran değil; yeni bilgi üreten ve ülkesinin geleceğine yön veren bir kurum olmalıdır. Bilime ve akademik üretime duyarsız kalan bir üniversite yapısının, toplumsal ve ekonomik sorunlara kalıcı çözüm üretmesi mümkün değildir. Dünya yeni bir ekonomik düzenin eşiğindedir. Türkiye bu sürecin dışında kalamaz. Aksi halde yeni dünyanın kurucu aklı değil, sadece izleyicisi olur.
İşlemlerimiz
drahmethkepekci
drahmethkepekci
drahmethkepekci
0549 620 00 34
drahmethkepekci